skip to main content

Sergileyen ve Sergilenen Bir Nesne: Beton

/up/images/featured/images/The_In_between_Ara59.jpg

Burcu Salgın

“The In-between” / “Ara” adı verilen sergi mekânı, tam olarak mekânsal bir dönüşüm sürecinden geçerek mevcut halini almıştır. Bu dönüşüm sürecinde beton, iç mekâna yönelik tasarımın önemli bir öğesi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yüzyıllardır kullanılan taş, ahşap gibi doğal malzemelerin yanı sıra çelik, cam gibi daha yeni yapı malzemeleri, günümüz mimarlık ortamında sıklıkla yer bulmaktadır. Bu malzemeler mimarlığın temel sorunu olan mekân oluşturma sürecinde kimi zaman strüktürün, kimi zaman kabuğun, kimi zaman da dekorasyonun elemanları olarak var olmaktadır. Bugünün teknolojilerindeki gelişmelere/değişmelere paralel olarak sözü edilen yapı malzemelerinde çeşitlenmeler görülmektedir. Buna rağmen bazı malzemeler gelişen/değişen yüzleriyle kendini var etmeyi başarmaktadır. Geçmişi oldukça eskilere uzanan beton da sahip olduğu teknik ve estetik değerlerle bu özellikleri taşımakta, uzun yıllardan beri yapı üretim sektöründe kullanılmaktadır.

Bugünün mimarlık anlayışında farklı ve önemli bir yeri olan beton, kolay ulaşılabilirliği, istenen şekli kolayca alması, ucuzluğu, hızlı üretimlere imkân vermesi gibi pek çok artı değer barındırmaktadır. Ağır ve sert bir duruş sergilemesine karşın farklı uygulamalarla insanların yaşama alanlarına girerek strüktürel elemanlardan mobilyalara kadar çok geniş bir yelpazede kullanılmaktadır. Geliştirilen tekniklerle standart dışı mimarinin vazgeçilmez bir bileşeni olan beton, Erciyes Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde 26-29 Mayıs 2009 tarihleri arasında düzenlenen “International Architecture Education Forum IV” (IV. Uluslararası Mimarlık Eğitim Forumu) kapsamında gerçekleştirilen “The In-between” / “Ara” adlı sergide [1], sergileyen ve sergilenen bir nesne olma özelliğiyle tasarımın önemli bir parçası olmuştur.

Erciyes Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde başta Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇBM), Kayseri Çimsa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve Erdoğan Mimarlık olmak üzere yapı üretim sektörüne hizmet veren çeşitli firmaların işbirliği ve sponsorluğu ile gerçekleşen; küratörlüğünü Beyhan Bolak Hisarlıgil, Hakan Hisarlıgil, Hale Kozlu, Burcu Salgın ve Ahmet Erdem Tozoğlu’nun yaptığı sergide, mekânın geçirdiği dönüşüme ilişkin öğrenci çalışmaları, eskizler ve modellemeler sergilenmiştir. Ürünlerin sergilenmesi için oluşturulan mekânsal düzenleme ve sergileme elemanları da aynı zamanda kendi kendini sergilemektedir. Bu bağlamda sadece sergilenen nesnelerin değil, bütün mekânın bir sergi nesnesine dönüştüğünü söylemek yerinde bir saptama olacaktır.

Tasarım ve Malzeme Seçimi

Tasarımın ilk aşamasına öğrencilerin Erciyes Üniversitesi Mimarlık Fakültesi binası içerisinde kullanılmayan/erişilemeyen bir mekânın yaşama nasıl katılacağına ilişkin öneriler geliştirmesiyle başlanmıştır. 2008-2009 eğitim-öğretim yılında “Mimari İfade Teknikleri”, “Temel Eğitim ve Mimari Proje I” ve “Tasarımda Geometri” derslerini alan öğrenciler bu mekâna ilişkin öneriler geliştirmiştir. Sonuçta küratörlerin desteği ve yönlendirmesiyle gelinen noktada, mekânın öğrenci projelerinin sergileneceği bir alana dönüştürülmesine karar verilmiştir. Buradan hareketle yapılan tasarımda; okul içindeki yaşamdan kopuk, tanımsız bir alanı sürekli güncellenen, yaşamın tam da içinde yer bulan bir mekâna dönüştürme hedeflenmiştir.

Oluşturulacak sergi mekânında, sergilenecek nesnelere altlık görevi üstlenecek yüzeylerin tasarlanması ve bu tasarıma uygun malzeme seçimi, yapılan işin bir diğer evresini oluşturmuştur. Bu noktada yalnızca taşıyıcı olarak değil, aynı zamanda estetik yönden uygun bir malzeme ve bir tasarım elemanı olması nedeniyle beton seçilmiş ve tasarımın temel parçalarından biri haline gelmiştir. Kullanılacak betonun işlevi tanımlandıktan sonra, biçimi sorgulanmaya başlanmıştır. Kalıp sistemlerine bağlı olarak istenilen şekli alabilen ve sınırsız tasarımlara olanak veren betonun ağırlığından dolayı bazı sınırlılıklar taşıması tasarımda belirleyici rol oynamıştır. Bu bağlamda, bu tasarım için betonla elde edilecek en rasyonel biçimin dikdörtgen bloklar olduğu fikri etrafında birleşilmiştir. Tasarıma esneklik katmak amacıyla farklı boyutlarda kurgulanan beton bloklar (10x10x50cm, 10x10x75cm, 10x10x100cm) bir legonun parçaları gibi düşünülmüş ve boyutlandırılmıştır.

Kompozisyonun ana karakterini; biçimde, işlevde ve malzeme kullanımında dürüstlük ilkeleri belirlemiştir. Sonuçta ortaya konan görsel ifade ile dinginlik sağlanmış; dikkat, mekândan çok sergilenen nesnelere yoğunlaştırılmıştır. Sergi alanı, mekânı oluşturacak malzemeler bağlamında sergilenecek nesnelerle yarışmamalı, sergilenecek nesnelere nötr bir fon oluşturmalı ilkesinden hareketle, brüt beton kullanımı önerilmiştir. Sergilenen nesnelerin öne çıkmasını sağlamak amacıyla kaba/işlenmemiş haliyle bırakılan beton bloklar ve metal ızgaralarla bir örüntü oluşturulmuştur. Bu örüntüde beton bloklar metal ızgaraların oluşturduğu sergi yüzeylerinin ayakları görevini üstlenirken, aynı zamanda da sergilenecek üç boyutlu nesneler için nötr, yatay düzlemler yaratmıştır. Böylelikle beton hem estetik hem de işlevsel bir eleman olarak tasarıma eklemlenmiştir.

Mekânda etkin olarak algılanan döşemedeyse, bitiş elemanı olarak ahşap seçilmiştir. Malzeme olarak ahşap kullanımı bir anlamda mekânda etkisini ağırlıklı olarak hissettiren brütal estetiğin sertliğini kırmak amacı taşımaktadır. Diğer yandan renk ve ışık unsurlarının mekânın brütal söylemini destekleyecek şekilde kullanılmasına dikkat edilmiştir. Ağırlıklı olarak gri renk kullanımı varlık ile yokluk arasında “ara” bir durumu vurgulama düşüncesiyle seçilmiştir. Yapısal özelliğini ortaya koyan beton örüntü, ortamın grilik değerini de belirlemiştir. Böylelikle süslemelerden arındırılmış, nötr bir sergi alanı oluşturulmuştur.

Zemin üzerine serilen siyah PVC esaslı malzeme ise sergileme alanını, sirkülasyon alanından ayırmıştır. Ayrıca sergileme alanında istenilen sınırsızlık ve süreklilik hissi mekânın her iki ucuna yerleştirilen aynalarla elde edilmiş, böylelikle beton ve metalden oluşan örüntünün çoğaltılması sağlanmıştır.

Görüleceği gibi bu tasarımın ağırlık merkezini malzeme seçimleri oluşturmuştur. Tasarımda sıklıkla kullanılan beton, en yalın/basit haliyle ifade bulmuştur. Yarattığı zıtlıklar onun heykelsi duruşunu yumuşatmış; rastlantısal dokusu malzemeye yaşanmışlık katarak bir anlamda oluşum sürecindeki aşamaları algılamaya imkân vermiştir. Betonun doku ve renk etkisi tasarım alanında yer alan diğer yardımcı elemanlarla birleşmiş, sonuçta yalın ve soyut ifadenin baskın olduğu bir mekân ortaya çıkmıştır.

Konstrüksiyon

“Ara”nın tasarım sürecinde maketler yapılıp eskizler hazırlanarak, her bir ürün üzerinden kavramsal tartışmalar geliştirilmiştir. Sonunda önerilerin birleştirilmesi ve geliştirilmesiyle tasarım süreci tamamlanmış, malzeme seçimleri yapıldıktan sonra da “ara”nın uygulama aşamasına geçilmiştir.

Uygulama aşamasına, ulaşılamayan/tanımsız mekânın iki ucundaki duvarların yıkılması ve böylece iç mekânda lineer bir aks oluşturulmasıyla başlanmıştır. Daha sonra iç mekânın zemininde, duvarlarında ve aydınlatma sisteminde yenilemeler/düzenlemeler yapılmıştır. Bu süreçle birlikte beton blokların da üretimine geçilmiştir.

Beton blokları üretebilmek için öncelikle kalıp sistemi kurgulanmış; “üretim en az zamanda, en az kalıp maliyeti ve işçiliğiyle, nasıl elde edilebilir” sorusunun cevabı aranmıştır. Sonuçta her birinden ikişer adet olmak üzere 220x50cm, 220x75cm ve 220x100cm boyutlarında ahşaptan üretilen dikdörtgen kalıpların içerisine her 10cm’de bir yerleştirilen ahşap levhalarla kalıp sistemi oluşturulmuş, her bölmeye demir donatı yerleştirilmiştir. Hazırlanan kalıplar yağlandıktan sonra, Çimsa Kayseri Hazır Beton tesislerinde üretilen “kendiliğinden yerleşen ve sıkışan beton” dökülmüştür. Beton priz süresini tamamladıktan sonra kalıplar sökülmüş, bloklar hazır hale gelmiştir.

Dış ortamda üretilen ve kalıplarından ayrılan bloklar “ara”ya taşınmış, yığma tekniğinde üst üste konularak bir örüntü oluşturulmuştur. Tasarımda gri beton bloklarla birlikte 15x15x15cm boyutlarında beton küpler de kullanılmıştır. Hazır beton tesislerinde beton dayanımlarını belirlemek amacıyla test blokları olarak üretilen ve atık haline gelen bu küpler ortamın griliğini yumuşatmak ve zıtlıklar oluşturmak amacıyla seçilen renklerle boyanmış, tasarıma eklemlenmiş, yeniden kullanılmıştır.

Betona ilişkin uygulamalar yapılırken çalışmalara katılan mimarlık öğrencileri çeşitli gözlemlerde bulunarak eğlenceli saatler geçirmiş, farklı deneyimler yaşamıştır. Blokların kalıplara dökülmesi aşamasında betonun çeşitli aşamalarını görme fırsatı elde eden öğrenciler, küratörlerin de desteğiyle betonu yeniden keşfederek dilini, kullanım olanaklarını, estetik değerlerini anlamaya çalışmıştır.

Mimari Ürün

Tasarım ve uygulama sürecinin ardından beton ve metal ızgaraların oluşturduğu örüntüleri barındıran “The In-between” / “Ara” bir sergileme alanı olurken, kendisi de barındırdığı elemanlarla bir sergi nesnesine dönüşmüştür. Yapılan bu çalışma kapsamında beton bir yapı malzemesi olmanın ötesine geçerek, çift anlam yüklenmiş bir nesneye dönüşmüştür. Burada beton sergilenen nesnelere altlık oluştururken, doğrudan bir sergi nesnesi olarak da karşımıza çıkmıştır.

Sonuç olarak bir mimari tasarım ve onun uygulama süreci nasıl gerçekleşiyor, hangi sancıları barındırıyorsa, “ara” için de aynı şeylerden söz etmek mümkündür. Bu çalışmada amaçlanan şey, mimarlık eyleminin yaşanacağı bir laboratuvar ortamı yaratarak mimarlık öğrencilerini tasarım ve uygulamanın bir arada yaşandığı bir atmosferde buluşturmaksa, bunun başarıldığı rahatlıkla söylenebilir.

[1] Beyhan Bolak Hisarlıgil, Hakan Hisarlıgil, Hale Kozlu, Burcu Salgın, Ahmet Erdem Tozoğlu, “The In-between” / “Ara”: An International Exhibition of the Experimental Studio Works in the Faculty of Architecture at Erciyes University”, Architectural Education Forum IV, Erciyes University Faculty of Architecture, (Kongre Özetler Kitabı, TMMOB Mimarlar Odası Yayınları, s. 184-186), 26-29 Mayıs 2009, Kayseri, Türkiye.

Fotoğraflar: Beyhan Bolak Hisarlıgil, Hakan Hisarlıgil, Hale Kozlu, Burcu Salgın, Ahmet Erdem Tozoğlu

Araş.Gör., Erciyes Üniversitesi Mimarlık Bölümü

BETONART sayı 24
Yayınlanma Tarihi: Sonbahar 2009

BETONART­ dergisinin izni ile yayınlanmaktadır

Do you like this post?

evet: 34     no: 30

Paylaş

Paylaş


logo © 2007 4-INDUSTRY, s.r.o. Bütün hakları saklıdır. Gizlilik politikası –  Servis şartları